Üç ajanstan teklif aldınız. Üçünün de sunumu düzgün, üçü de markanızı büyütmek istediğini söylüyor, ama rakamlar birbirinden çok uzak. İzmir reklam ajansı arayan işletmelerin büyük kısmı tam bu noktada takılıyor, çünkü ellerindeki dosyalar aynı şeyi anlatmıyor: biri sosyal medya paylaşımı veriyor, biri reklam yönetimi, üçüncüsü videoyu da içine katıyor.
Bu yazı seçimi üç adıma indiriyor: önce neyi satın aldığınızı adlandırmak, sonra portföyü doğru okumak, ardından ilk görüşmede on soru sormak. Biz de bu işleri yapan bir stüdyoyuz, yani aşağıdaki listeyi bize de uygulayabilirsiniz. Zaten öyle yapmanızı isteriz.
Önce satın aldığınız işi adlandırın
"Reklam ajansı" tek bir hizmetin adı değil. Pratikte dört ayrı iş bu başlığın altında toplanıyor:
- Fikir ve kreatif: Kampanyanın ne söyleyeceği, nasıl söyleyeceği, hangi mesajın hangi kitleye gideceği.
- Üretim: Reklam filmi, kısa video, ürün çekimi ve görseller.
- İçerik yönetimi: Sosyal medya takvimi, paylaşımlar, hesabın düzenli yürümesi.
- Reklam yönetimi: Google ve Instagram/Meta hesaplarının kurulumu, hedefleme, bütçe dağılımı ve ölçüm.
Bir ajans dördünü de kendi içinde yapıyor olabilir, birini yapıp kalanını dışarıdan alıyor da olabilir. İkincisi kusur değil, ama bilmeden imza atmamanız gerekir.
Görüşmelere başlamadan önce şu cümleyi doldurun: "Şu an en çok eksiğini hissettiğimiz iş ___, bu işin başarılı sayılması için altı ay sonra ___ olması gerekiyor." Diyelim ki reklamlarınız dönüyor, tıklama geliyor, ama videolarınız iki yıl öncesinden kalma. O zaman aradığınız şey yeni bir reklam yöneticisi değil, kreatif ve üretim tarafı güçlü bir ekip. Cümleyi dolduramıyorsanız bunu da ilk görüşmede açıkça söyleyin; iyi bir ajans satış yapmadan önce bu boşluğu sizinle birlikte doldurmaya çalışır.
İzmir reklam ajansı ararken yerel olmanın gerçek karşılığı
Ajansın İzmir'de olması her iş için avantaj değil. Yalnızca Google reklam hesabınızın yönetilmesini istiyorsanız ajansın hangi şehirde oturduğu sonucu çok değiştirmez. Yakınlık şu durumlarda gerçek bir karşılık buluyor:
- Çekim gerekiyorsa: fabrikanıza, ofisinize ya da mağazanıza gidilecekse ulaşım ve planlama çok kolaylaşıyor.
- Hızlı onay gerekiyorsa: kurguyu ya da ürün yerleşimini yan yana görmek uzun yazışmaları kısaltıyor.
- Müşteriniz İzmir'deyse: şehrin ilçelerini, trafiğini ve insanların bir işletmeyi nasıl aradığını bilen biri hedeflemede ve mesajda daha az hata yapıyor.
Yerel olmayı bir etiket olarak değil, somut soru olarak ele alın: Çekimi kim yapıyor, nerede yapıyor, ben o yeri görebilir miyim? Adresi olan, gidip görebileceğiniz bir yer, en azından muhatabınızın kim olduğunu netleştirir.
Portföyü okumak: güzel işe değil, size benzeyen işe bakın
Portföy sayfaları en beğenilen işlerin vitrinidir. Bu yüzden "ne kadar güzel" diye değil, aşağıdaki dört soruyla okuyun.
Size benzeyen bir iş var mı?
Aynı sektörden olması şart değil. Benzer ölçek, benzer bütçe ve benzer müşteri tipi daha önemli. Büyük bütçeli bir marka filmi, küçük bir üreticinin aylık video ihtiyacı hakkında çok az şey söyler.
Bu işte siz tam olarak neyi yaptınız?
Fikir mi, çekim mi, kurgu mu, reklam yönetimi mi? Portföydeki bir film ajansın kendi işi olabileceği gibi yalnızca bir parçasına dokunduğu bir iş de olabilir. Sormak ayıp değil, cevap genellikle açık gelir.
İş hâlâ yayında mı?
Paylaşılan videoyu markanın kendi hesabında arayın. Tek seferlik bir çalışma mı yapılmış, yoksa düzenli bir iş mi sürüyor? Süreklilik, ajansla çalışmanın nasıl gittiği hakkında bir fikir verir.
Sonuç anlatılıyorsa nasıl ölçülmüş?
Sunumda bir başarı rakamı geçiyorsa dönemi, bütçeyi ve ölçüm yöntemini sorun. Bağlamı olmayan bir rakam, sizin işiniz için hiçbir şey ifade etmez. Mümkünse o müşteriyle kısa bir görüşme isteyin; açık bir ajans bu talepten rahatsız olmaz.
İlk görüşmede sorulacak 10 soru
Cevabın kendisi kadar nasıl geldiği de bilgi veriyor. Yanlarına neyi dinlemeniz gerektiğini de yazdık.
- Bu işte fiilen kim çalışacak? Sunumu yapan kişi ile hesabı yürütecek kişi farklı olabilir. Yürütecek kişiyle de tanışmak isteyin.
- Reklam hesapları kimin adına açılacak? Sağlıklı olan, hesabın işletmenin kontrolünde olması ve ajansa yetki verilmesi. Ayrıldığınızda hesap geçmişi sizde kalmalı.
- Başarıyı hangi rakamla ölçeceğiz? Form, arama, WhatsApp mesajı, satış gibi işe dönen bir ölçü duymak istersiniz. Yalnızca beğeni ve görüntülenme konuşuluyorsa dikkat edin.
- Dönüşüm ölçümünü kim kuracak, doğru çalıştığını nasıl göreceğiz? Ölçüm kurulmadan başlayan kampanya, neyin işe yaradığını hiçbir zaman söyleyemez.
- Reklam bütçesi nereye ödeniyor? Doğrudan platforma kendi kartınızdan mı, yoksa ajans üzerinden mi? İkincisinde ajans ücreti ile reklam harcamasının ayrı görünmesini isteyin.
- Aylık ücret neyi kapsıyor, neyi kapsamıyor? Kaç içerik, kaç çekim günü, kaç revizyon? Kapsam dışı işler nasıl fiyatlanıyor?
- Raporu ne sıklıkla ve hangi biçimde alacağız? Rapora ek olarak reklam paneline görüntüleme erişiminiz olsun.
- Ham dosyalar ve tasarımlar kimde kalacak? Çekilen videolar, açık dosyalar ve varsa oyuncu görüntülerinin kullanım süresi yazılı olsun.
- İlk ay tam olarak ne yapılacak? Somut bir takvim çıkmıyorsa ilk ay büyük ihtimalle tanışmayla geçecek.
- Ayrılmak istersek ne oluyor? İhbar süresi, hesap devri ve teslim edilecek dosyalar sözleşmede açıkça yazmalı.
Durup yeniden düşünmeniz gereken işaretler
- Rakam garantisi: Reklam sonucu ürüne, teklife, rekabete ve bütçeye bağlıdır. Bunları görmeden verilen bir söz, ne kadar iddialı olursa olsun bir tahminden ibarettir. Tutmazsa ne olacağını yazılı olarak sorun.
- Hesaba erişim verilmemesi: Parası sizden çıkan reklamın panelini göremiyorsanız, gördüğünüz tek şey size hazırlanan rapordur.
- İşinizi sormadan gelen paket: Müşterinizin kim olduğunu öğrenmeden üç hazır paket sunan ajans, büyük ihtimalle aynı işi herkese yapıyordur.
- Sözlü kapsam: "Onu da hallederiz" cümlesi teklif metninde yoksa, ileride ek ücret konusu olabilir.
- Açıklanamayan düşük fiyat: Ucuz teklif kötü demek değil, ama neyin çıkarıldığını sormak gerekir. Bu konuyu sosyal medya yönetimi fiyatları yazımızda kalem kalem anlattık.
Teklifleri karşılaştırılabilir yapan kısa brief
Herkese aynı metni gönderirseniz gelen cevapları yan yana koyabilirsiniz. Diyelim ki Bornova'da ofis mobilyası üreten bir firmasınız. Brief şu kadar kısa olabilir:
- İş: Ofis ve otel projelerine mobilya üretiyoruz.
- Hedef müşteri: İzmir ve çevre illerde satın alma kararı veren firma yöneticileri.
- Hedef: Altı ay içinde web sitesinden düzenli teklif talebi almak.
- Elimizde olan: Web sitesi var, eski bir tanıtım videosu var, reklam hiç verilmedi.
- Bütçe: Ajans ücreti ve reklam harcaması için ayrı ayrı kabaca bir aralık.
- Takvim: Fuardan önce hazır olması gereken işler.
- Karar veren: Onayı kim veriyor, kaç kişi görecek?
Bütçeyi yazmaktan çekinmeyin. Bütçesiz brief'e gelen teklifler birbirinden tamamen farklı varsayımlara dayanır ve aralarından seçim yapmak imkânsızlaşır. Cevapları okurken de iki şeye bakın: ajans sizin yazdığınızı gerçekten okumuş mu, yoksa hazır bir sunumu mu göndermiş? Size soru soruyor mu?
Uzun sözleşmeden önce küçük bir iş deneyin
Bir ajansı sunumdan anlamak zordur, birlikte çalışınca çok şey görünür. Mümkünse uzun bir sözleşmeden önce başı ve sonu belli küçük bir işle başlayın. Bu, tek bir kampanyanın kurulumu, tek çekim günü ya da mevcut reklam hesabınızın incelenmesi olabilir.
Bu küçük iş sırasında rakamdan çok davranışa bakın:
- Söz verilen tarihte dönüyorlar mı, gecikecekse önceden haber veriyorlar mı?
- İşinizi öğrenmek için soru soruyorlar mı, yoksa hazır bir kalıbı mı uyguluyorlar?
- Bir şeyin işe yaramadığını size kendileri söylüyor mu?
- Ham dosyaları ve hesap erişimlerini sorun çıkarmadan paylaşıyorlar mı?
- Kararların gerekçesini anlayabileceğiniz bir dille anlatıyorlar mı?
Üçüncü madde özellikle önemli. Kötü giden bir şeyi saklayan ajansla çalışmak, kötü giden bir reklamdan daha pahalıya gelir. Çünkü fark ettiğinizde hem para hem zaman gitmiş olur.
İmzadan sonra ilk üç ayda neye bakmalısınız?
Reklamın ilk haftasından hüküm çıkarmak çoğu zaman yanıltır, ama üç ay boyunca hiçbir şey sormamak da yanlıştır. Aşağıdaki sıra, beklentiyi makul bir yere koymanıza yardım eder. Süreler işe göre değişebilir, önemli olan sırasıdır.
- Birinci ay, kurulum: Hesaplar sizin adınıza açıldı mı, erişiminiz var mı, form, arama ve WhatsApp tıklamaları ölçülüyor mu? Bu ayın değerlendirmesi satış rakamıyla değil, altyapının çalışıp çalışmadığıyla yapılır.
- İkinci ay, deneme: Hangi mesaj, hangi video, hangi kitle denendi? Size yalnızca toplam rakam değil, neyin çalışıp neyin çalışmadığı anlatılmalı.
- Üçüncü ay, karar: Gelen talepler satışa dönüyor mu? Burada iş sizin tarafınıza da geçer. Ajans form getirir, ama telefonu açmak ve teklifi vermek işletmededir. Dönüş oranını kendi tarafınızda da takip edin.
Üçüncü ayın sonunda hâlâ neye para harcandığını anlayamıyorsanız sorun büyük ihtimalle yalnızca rakamda değil, iletişimdedir. Bunu açıkça konuşun. Cevap yine belirsizse sözleşmedeki çıkış maddesi bu yüzden yazılı olmalı.
Bizde nasıl ilerliyor
Prime Stüdyo İzmir Bayraklı'da, kendi çekim stüdyosu olan bir yapı. Reklam ajansı hizmetimiz kampanya fikri ve kreatif, reklam filmi ve video üretimi, sosyal medya içerik yönetimi, Google ve Instagram/Meta reklam kampanyası kurulumu ve yönetimini kapsıyor. Üretimin ve reklamın aynı yerde olması, bir videonun nasıl performans gösterdiğini görüp bir sonraki çekimi ona göre planlamayı kolaylaştırıyor.
Her işletmenin bunların hepsine ihtiyacı yok. Yalnızca düzenli içerik gerekiyorsa sosyal medya yönetimi, yalnızca film ya da kurumsal video gerekiyorsa video prodüksiyon tarafı yeterli olabilir. Daha önce ne ürettiğimizi referanslar sayfasında görebilirsiniz.
Ajans işlerinde sabit bir paket fiyatımız yok, kapsam konuşulduktan sonra projeye göre yazılı teklif veriyoruz. Yukarıdaki kısa brief'i doldurup iletişim sayfasından bize gönderin; on soruyu da aynı mesajda sorabilirsiniz.



